Topic: ALLAH TEÂLÂ'NIN ZÂTI KONUSUNDA ÞEYTANIN VESVESESÝNDEN SIKINTI ÇEKEN VE AKLI ONUNLA MEÞGUL OLAN KÝMSE
Timeline: 2013-02-27 17:15:39
ALLAH TEÂLÂ'NIN ZÂTI KONUSUNDA ÞEYTANIN VESVESESÝNDEN SIKINTI ÇEKEN VE AKLI ONUNLA MEÞGUL OLAN KÝMSE
Islamic Rulings - Living Shariah Verdicts
Islamic Questions & Answers
Þeytan, Allah -azze ve celle-'nin zâtý ile ilgili olan meselelerde bir kimseye büyük bir vesvese vermekte ve onun bu durumdan çok endiþe etmesine sebep olmaktadýr. Bu kimsenin ne yapmasý gerekir?
Hamd, yalnýzca Allah'adýr.
Soru soranýn sonuçlarýndan endiþe ettiðini belirttiði problemine gelince,ona derim ki:
Müjdeler olsun! Senin için güzel sonuçlardan baþka þeyler olmayacaktýr.Zirâ þeytan, kalplerindeki saðlam akîdeyi sarsmak, onlarý nefis ve fikir yönünden strese sokmak ve onlarýn kalplerindeki îmânýn berraklýðýný,hatta hayatýn berraklýðýný giderip onu bulanýk hâle getirmek için mü'minlere bu vesveselerle saldýrýr durur.
Bu kimsenin hâli, þeytanýn saldýrýsýna maruz kalan ne ilk îmân ehlinin hâli, ne de sonuncusudur. Aksine dünyada mü'min olarak kaldýðý sürece o, þeytanýn bu saldýrýsýna maruz kalacaktýr. Þüphesiz bu, sahâbenin de -Allah onlardan râzý olsun- baþlarýna gelen bir durumdu.
Nitekim Ebu Hureyre'den -Allah ondan râzý olsun- rivâyet olunduðuna göre o þöyle demiþtir:
(( جَاءَ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهِ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَسَأَلُوهُ: إِنَّا نَجِدُ فِي أَنْفُسِنَا مَا يَتَعَاظَمُ أَحَدُنَا أَنْ يَتَكَلَّمَ بِهِ. قَالَ: وَقَدْ وَجَدْتُمُوهُ؟ قَالُوا: نَعَمْ. قَالَ: ذَاكَ صَرِيحُ الْإِيمَانِ.))
[ رواه مسلم ]
"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashâbýndan bazý kimseler gelerek ona þöyle sordular:- (Ey Allah’ýn Rasûlü!) Bizden birimizin, içimizdeki çirkin bir þeyi konuþmayý büyük günah olarak görmektedir deyince, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-:
- Onu kalbinizde buluyor musunuz? diye sordu.
Sahâbe:
- Evet, dediler.
Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- þöyle buyurdu:
- Ýþte o, katýksýz (gerçek) îmândýr" (Müslim; hadis no: 132).
Yine, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- þöyle buyurmuþtur:
(( يَأْتِي الشَّيْطَانُ أَحَدَكُمْ فَيَقُولُ: مَنْ خَلَقَ كَذَاَ؟ مَنْ خَلَقَ كَذَاَ؟ حَتّى يَقُولَ: مَنْ خَلَقَ رَبَّكَ؟ فَإِذَا بَلَغَهُ فَلْيَسْتَعِذْ بِاللهِ وَلْيَنْتَهِ. ))
[ متفق عليه ]
"Þeytan birinize gelir ve der ki: Þunu kim yarattý? Þunu kim yarattý? Nihâyet ona: Peki Rabbini kim yarattý? der. Kendisine bu vesvese ulaþýnca, Allah’a sýðýnsýn ve bu vesveseyi býrakýp terketsin." (Buhârî ve Müslim)
Abdullah b. Abbas'tan -Allah ondan râzý olsun- rivâyet olunduðuna göre, þöyle demiþtir:
(( جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ!إِنِّي أُحَدِّثُ نَفْسِي بِالشَّيْءِ، لَأَنْ أَخِرَّ مِنْ السَّمَاءِ أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْ أَنْ أَتَكَلَّمَ بِهِ. قَالَ: فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اللهُ أَكْبَرُ، اللهُ أَكْبَرُ، اللهُ أَكْبَرُ، الْـحَمْدُ لِلهِ الَّذِي رَدَّ كَيَدَهُ إِلَى الْوَسْوَسَةِ. ))
[ رواه أحمد ]
"Bir adam, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek þöyle dedi:
- Ey Allah'ýn elçisi! Ben, içimden çirkin bir þeyi geçiriyorum. Gökten yere düþüp paramparça olmam, o çirkin þeyi konuþmamdan (onu dilimle telaffuz etmemden) bana daha sevimli gelmektedir. (Buna ne dersiniz?)
Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- þöyle buyurdu:
- Þeytanýn hîlesini, vesveseye çeviren Allah'a hamdolsun." (Ebu Dâvud).
Þeyhulislâm Ýbn-i Teymiyye de -Allah ona rahmet etsin- bu konuda þöyle demiþtir:
"Mü’min, þeytanýn vesveseleri ve kalbinde olmasýyla sýkýntý duyacaðý küfrün vesveseleriyle imtihan olunur.
Nitekim sahâbe -Allah onlardan râzý olsun-:
- Ey Allah’ýn Rasûlü! Bizden birisi, gökten yere düþüp paramparça olmayý, çirkin bir þeyi konuþmaktan daha sevimli bulmaktadýr, dediklerinde, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- þöyle buyurmuþtur:
- Ýþte o, katýksýz (gerçek) îmândýr" (Kitâbu'l-Îmân; s: 238).
Baþka bir rivâyet ise þöyledir:
"(Ey Allah’ýn Rasûlü! Bizden birisi) o çirkin þeyi konuþmayý, büyük günah olarak görmektedir deyince, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- þöyle buyurmuþtur:
- Þeytanýn hîlesini, vesveseye çeviren Allah'a hamdolsun."
Yani bu vesvese ile birlikte bu þeyi büyük bir çirkin söz olarak görmenin meydana gelmesi ve onu kalpten savmak, katýksýz (gerçek) îmândýr.
Bu, cihadda düþmanla savaþýrken kendisine gelen düþmaný kovup ona üstün gelen mücâhidin durumu gibidir. Ýþte bu, cihadýn en büyük ve en önemli kýsmýdýr."
Þeyhulislâm Ýbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet etsin- devamla þöyle demiþtir:
"Bunun içindir ki baþkalarýnda olmayan bu vesvese ve þehevî duygular, ilim talebelerinde ve kendisini ibâdete verenlerde vardýr.Çünkü baþkasý Allah Teâlâ'nýn þeriatýný ve O'nun yolunu izlememiþ, aksine o, Rabbini zikretmekten gâfil bir þekilde hevâ ve hevesine yönelmiþ ve dikkatini o yöne çevirmemiþtir.Ýlim ve ibâdetle Rablerine yönelen kimselerin aksine þeytanýn istediði þey, iþte budur.Çünkü þeytan, onlarý Allah Teâlâ'nýn dîninden saptýrmak isteyen yegâne düþmandýr."
Yukarýdaki soruyu soran kimseye derim ki:
Bu vesveselerin þeytandan geldiði sana açýkça belli olursa, onlarla mücâdele etmeli ve onlara sabredip katlanmalýsýn. Onlarla mücâdele etmen, onlardan yüz çevirmen ve bu vesveselere götüren sebepleri terketmekle birlikte onlarýn ebediyen sana zarar veremeyeceðini bilmelisin.
Nitekim Allah Teâlâ bu konuda þöyle buyurmuþtur:
(( إِنَّ اللهَ تَجَاوَزَ لِي عَنْ أُمَّتِي مَا وَسْوَسَتْ بِهِ صُدُورُهَا مَا لَمْ تَعْمَلْ أَوْ تَكَلَّمْ. ))
[ متفق عليه ]
"Þüphesiz ki Allah Teâlâ, kalplerinden geçirdikleri kötülükleri yapmadýkça veya söylemedikçe benim için ümmetimi sorumlu tutmaz." (Buhârî ve Müslim).
Eðer sana: Kalbinden geçirdiðin vesveseye inanýyor musun?
O vesveseyi gerçek olarak görüyor (kabul ediyor) musun?
Allah Teâlâ'yý o vesvese ile vasýflandýrabilir misin? denilse idi, sen, mutlaka Allah Teâlâ'nýn þöyle buyurduðu gibi derdin:
"Bu yalaný konuþup yaymamýz bize yakýþmaz. Seni bundan tenzih ederiz Rabbimiz! Bu, çok büyük bir iftirâdýr." (Nûr Sûresi: 16).
Yine sen, bu vesveseyi kalbinle ve dilinle mutlaka inkâr edip redderdin ve insanlar içerisinde ondan en çok nefret eden sen olurdun.
O halde bu, sadece vesveseden ve kalbinden geçen düþüncelerden ibâret olan, seni dîninden saptýrýp onu sana karmaþýk göstermek isteyen, kanýn, insanýn damarlarýnda dolaþtýðý gibi dolaþan þeytanýn þirk aðýndan baþka bir þey deðildir.
Bunun içindir ki þeytan, anlamsýz ve boþ þeylerde senin kalbine þüphe vermez veya onlarý karalayýp çürütmeye çalýþmaz.
Örneðin sen, doðuda ve batýda önemli büyük kentlerin olduðunu, bu kentlerdeki nüfus ve yapýlaþmanýn yoðun olduðunu iþitmiþsindir. Sen, hiçbir zaman bu kentlerin varlýðý konusunda veya bu kentlerin harap olduðu, oturuma elveriþli olmadýðý ve bu kentlerde hiç kimsenin oturmadýðý gibi konularda þüphe etmek senin aklýndan bile geçirmemiþsindir. Zirâ þeytanýn bu gibi þeylerde insaný þüpheye düþürmesi için hiçbir hedef ve gâyesi yoktur. Ama þeytanýn, mü'mini îmânýnda þüpheye düþürmek için büyük bir hedef ve gâyesi vardýr. Þeytan, mü'minin kalbindeki ilim ve hidâyet nurunu, süvârileri ve piyâdeleriyle söndürmek için uðraþýr ve onu þüphe karanlýðýnda bocalamasý için oraya düþürmeye çalýþýr durur.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda bize içerisinde þifâ olan faydalý ilâcý açýklamýþtýr ki o ilaç da þu sözündedir:
(( يَأْتِي الشَّيْطَانُ أَحَدَكُمْ فَيَقُولُ: مَنْ خَلَقَ كَذَاَ؟ مَنْ خَلَقَ كَذَاَ؟ حَتّى يَقُولَ: مَنْ خَلَقَ رَبَّكَ؟ فَإِذَا بَلَغَهُ فَلْيَسْتَعِذْ بِاللهِ وَلْيَنْتَهِ. ))
[ متفق عليه ]
"Þeytan birinize gelir ve der ki: Þunu kim yarattý? Þunu kim yarattý? Nihâyet ona: Peki Rabbini kim yarattý? der. Kendisine bu vesvese ulaþýnca, Allah’a sýðýnsýn ve bu vesveseyi býrakýp terketsin." (Buhârî ve Müslim)
Ýnsan, bu vesveseyi býrakýrýp terkeder ve Allah Teâlâ'nýn katýndaki mükâfâtý isteyip arzulayarak ibâdet etmeye devam ederse, Allah Teâlâ'nýn izniyle bu vesvese ondan gidecektir.
Bu sebeple, bu konuda kalbinden geçen bütün varsayýmlardan yüz çevirmelisin.Ýþte sen, Allah Teâlâ'ya ibâdet etmekte, O'na yalvarýp yakarmakta ve O'nu yüceltmektesin. Þayet birisi, senin kalbinden geçen vesveseyi baþka birisine anlattýðýný duymuþ olsaydýn, -imkânýn olsa- belki onu öldürürdün.O halde senin kalbinden geçirdiðin vesveseler, gerçek olay deðildir. Aksine bu, kalbinden geçen aslý olmayan düþünce ve vesveselerdir.
Sana kýsaca þu öðütleri sunuyorum:
1. Allah Teâlâ'ya sýðýnmalý ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in de emrettiði gibi, bütün bu ihtimalleri terkedip býrakmalýsýn.
2. Allah Teâlâ'yý anmalý ve bu vesveseler konusunda nefsine hâkim olmaya devam etmelisin.
3. Allah Teâlâ'nýn emrine uyarak ve O'nun rýzâsýný isteyerek ibâdet etmeye ve sâlih amel iþlemeye ciddiyetle sarýlmalýsýn.Sen, ne zaman ciddiyetle ve gerçekten ibâdet etmeye tamamen yönelirsen, iste o zaman bu vesveselerle uðraþmayý unutacaksýn inþaallah.
4. Allah Teâlâ'ya çokça sýðýnmalý ve seni bu vesveselerden kurtarmasý için Allah Teâlâ'ya yalvarýp yakarmalýsýn.
Allah Teâlâ'dan, senin için âfiyet ve seni her türlü kötülükten uzak tutmasýný niyaz ederim.
Bkz: "Mecmû'u Fetâvâ ve Rasâili Muhammed b. Salih el-Useymîn"; c: 1, s: 57-60.
**{Legacy activities, comments etc counter: 2108; topic series: 4; forum: MediaTurkish; language: turkish; associated: 4- /*}