Topic: Mal sahibi olabilmek için boþanma iddiasýyla kâfir ülkelerin kanunlarýna hile yapmak
Timeline: 2013-02-27 17:05:24
Mal sahibi olabilmek için boþanma iddiasýyla kâfir ülkelerin kanunlarýna hile yapmak
Islamic Rulings - Living Shariah Verdicts
Islamic Questions & Answers
Biz, Ýsveç'te yaþýyoruz ve burada bir çok erkek mahkemede talak (boþama) lafzýný kullanmadan kâðýt üzerinde eþlerini boþamaktadýr. Bunu da her bir eþ ayrý bir daire ve ayrý aylýk almak için yapmakta, (kâðýt üzerinde boþandýktan) sonra da ayný evde yaþamakta ve elde ettikleri diðer evi (daireyi) de kiraya vermektedirler.
Bu durumda talak (boþama) vuku bulur mu?
Eðer talak vuku bulmazsa, bu ülkede (kâfirlere) Ýslâm'ýn güzel ahlâkýný göstermemiz ve onlarý Ýslâm'a dâvet etmemiz yerine, müslümanýn bu þekilde yaþamasý ve kanunlara karþý hileye baþvurmasý câiz midir?
Hamd, yalnýzca Allah'adýr.
Birincisi:
Bir insan, bir kâðýda açýk ifâdelerle talaký yazar ve talaký niyet ederse, bu durumda âlimlerin ittifakýyla talak vuku bulur. Çünkü yazý, kendisinden talakýn anlaþýldýðý birtakým harflerden oluþtuðu için onu dille telaffuz etmeye benzer. Ayrýca yazý, onu yazanýn sözlerinin yerine geçer. Bunun delili; Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- risâleti teblið etmekle emrolunmuþtur. Nitekim O, bu risâlet kimi zaman sözle, kimi zaman da yazýyla teblið etmiþtirFakat talaký yazýyla yazar da bu yazýyla talaka niyet etmezse, âlimlerin *****huruna göre talak vuku bulmaz.
Ýbn-i Kudâme -Allah ona rahmet etsin- bu konuda þöyle demiþtir:
"Talaký niyet etmeksizin yazarsa, zikrettiðimiz sebepten dolayý Ýmam Ahmed'in iki rivâyetinden (görüþünden) birisine göre talak vuku bulur. Bu, Þa'bî, Nehaî, Zührî ve Hakem'in görüþüdür.
Ýmam Ahmed'in ikinci rivâyetine göre ise, niyet etmeden talak vuku bulmaz. Bu, Ebu Hanife, Mâlik ve Þâfiî'nin görüþüdür. Çünkü yazý, ihtimallidir. Çünkü yazý ile kalemin nasýl yazý yazdýðý denenmiþ olabilir veya hattý güzelleþtirmek veyahut da hanýmý korkutmak kastedilmiþ olabilir. Bu sebeple niyet edilmeksizin talak vuku bulmaz." ("el-Muðnî"; c: 10, s: 504)
Bu konuda bakýnýz: "Bedâi'u's-Sanâi'"; c: 4, s: 384. "eþ-Þerhu'l-Kebîr"; c: 2, s: 384. "Muðni'l-Muhtâc"; c: 3, s: 284. "el-Ýnsaf"; c: 22, s: 230.
Buna göre; mahkemede kâðýt üzerine yazmakla talaký kastetmediði sürece talak vuku bulmaz.
Bu konuda (72291) ve (72860) nolu sorularýn cevaplarýna bakabilirsiniz.
Ýkincisi:
Müslümanýn, nerede olursa olsun, sözlerinde, fiillerinde ve müslüman olmasalar bile, baþkalarýyla olan iliþki ve hareketlerinde emîn (güvenilir) ve doðru sözlü olmasý gerekir. Bu sebeple müslümanýn yalan söylemesi ve aldatmasý câiz deðildir. Zirâ bu davranýþ, büyük günahlardandýr.
Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda þöyle buyurmuþtur:
(( أَرْبَعٌ مَنْ كُنَّ فِيِه كَانَ مُنَافِقًا خَاِلصًا، وَمَنْ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنْهُنَّ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنَ النِّفَاقِ حَتَّى يَدَعَهَا: إِذَا اؤْتُمِنَ خَانَ، وَإِذَا حَدَّثَ كَذَبَ، وَإِذَا عَاهَدَ غَدَرَ، وَإِذَا خَاصَمَ فَجَرَ.))
[ رواه البخاري و مسلم ]
"Þu dört haslet kimde bulunursa o hâlis münâfýk olur.Kimde de bu hasletlerden birisi bulunursa, o hasleti terk edinceye kadar onda münâfýklýktan bir haslet bulunmuþ olur. Bu hasletler:
- Kendisine bir emânet býrakýldýðý zaman ona ihânet eder.
- Konuþtuðu zamanda yalan söyler.
- Söz verdiði zaman sözünde durmaz (sözünü yerine getirmez).
- Bir kimseyle çekiþtiði zaman haktan ayrýlýp bâtýla sapar." (Buhârî; hadis no: 34. Müslim; hadis no: 58)
Yine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- þöyle buyurmuþtur:
(( مَنَ غَشَّ فَلَيْسَ مِنِّي.))
[ رواه مسلم ]
"Aldatan benden (benim hidâyetim ve sünnetim üzere) deðildir." (Müslim; hadis no: 102)
Daire ve aylýk elde etmek gibi maddî menfaat elde etmek için boþanma davasýnda hile yapmak; aldatmak, yalan söylemek ve sahtekârlýk yapmaktýr. Devlet tarafýndan resmî olarak emniyet ve güven içerisinde yaþadýðý sürece kâfir bir devlet de olsa, bu davranýþta bulunmak câiz deðildir.
Bu kâfir devlet o kimseye emniyet ve güven saðlamýþ, onu himâyesine almýþ, onu ve malýný korumuþsa, o ülkeye karþý güvenilir bir kimse olmasý gerekir. Bu sebeple bu kimsenin o devlete ihânet etmesi veya onu aldatmasý câiz deðildir.
Ýmam Þâfiî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda þöyle demiþtir:
"Müslümanlardan bir topluluk, Dâru'l-Harb olan bir ülkeye emniyet ve güven içinde girerlerse, o ülkeden ayrýlýncaya veya kalacaklarý süreye kadar düþmanlarý da onlardan emîn olurlarsa, onlara zulmedemezler veya onlara ihânet edemezler." ("el-Umm"; c: 4, s: 263)
Gayri müslimlerin ülkesþnde ikâmet eden kimsenin, gayri müslimlere Ýslâm'ýn üstünlüðünü ve büyüklüðünü göstermesi ve kendisinden güzel intibalar almalarý için Allah Teâlâ'nýn dînine sýmsýký baðlý kalmasý ve Ýslâm'ýn üstün âdâb ve ahlâkyla ahlaklanmasý gerekir.Ayrýca hem kendisine, hem de Ýslâm'a kötülük etmemek için, Ýslâm'ýn öðretilerine aykýrý hareket etmemesi ve onun yasakladýðý þeyleri iþlememesi gerekir.
Allah Teâlâ en iyi bilendir.
**{Legacy activities, comments etc counter: 1739; topic series: 9; forum: MediaTurkish; language: turkish; associated: 9- /*}