1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

KUR’AN’DA SAYISAL MUCÝZE VE GÜNEÞ TAKVÝMÝ’NÝN KULLANIMI KONUSU

Gönderilme zamanı: Pzr Oca 25, 2026 8:41 am
gönderen MediaTurkish
*Legacy Post Number 32 from MediaTurkish
Topic: KUR’AN’DA SAYISAL MUCÝZE VE GÜNEÞ TAKVÝMÝ’NÝN KULLANIMI KONUSU
Timeline: 2013-02-27 17:02:18


KUR’AN’DA SAYISAL MUCÝZE VE GÜNEÞ TAKVÝMÝ’NÝN KULLANIMI KONUSU

Islamic Rulings - Living Shariah Verdicts

Islamic Questions & Answers

Geçenlerde, Kur’an’ýn birçok þeyi kapsayan mucizelerle ilgili olarak, -mesela; ana karnýndaki cenin’in geçirdiði üç devre, yýldýzlarýn yörüngesi vb.- bazý (yazýlar) okudum. Özellikle bir tanesi, “gün” sözcüðünün Kur’an’da 365 defa geçtiðinden, “ay kelimesinin 12 defa tekrarlandýðýndan bahsediyordu. Kur’an'da, “gün” kelimesinin (çoðulu olan günler)’in kaç defa yinelendiðini unuttum. Arkadaþlarýmdan biri, Ýslâmi (hicri) takvim bastýrdý. Ancak, 365 günden oluþmuyor. Ýslâmî takvim konusundaki bu durum ne anlama gelmektedir? Yoksa Allah, dünyanýn çoðunluðunun miladi takvimi kullanacaðýný bildiðinden, bu, sonuncusunun daha saðlam olduðuna mý iþarettir?

Hamd, yalnýzca Allah'adýr.

Birincisi:

Birçok insan, Kur’an’daki çeþitli mucizelerle ilgilenmiþlerdir. Bu mucizelerden biri de “sayýsal mucize”dir. Gazete ve dergilerde, internet sitelerinde; tekrarlarý benzer lafýzlar veya zýtlarýyla ayný sayýda zikredilen ifadelerin dökümü yayýnlanmaktadýr. “Yevm” (gün) kelimesinin (365) defa,“þehr” (ay) kelimesinin 12 defa tekrarlandýðýný iddia etmektedirler. Yine, “melekler ve þeytan” ve “dünya ve âhiret” gibi, baþka lafýzlar için de buna benzer þeyler yapýlmýþtýr.Ýnsanlarýn birçoðu, “Nükte” ile “i’caz” yani eþsizlik-benzersizlik (konusunu) birbirinden ayýrmaksýzýn, bu tekrarlar (hakkýndaki sayýlar)ýn doðru olduðunu ve bunlarýn Kur’an’ýn mucizelerinden olduðunu sanmaktadýr. Birtakým sayýlarý ve (birbiriyle benzeþen-belirli) kelimeleri bir araya getirerek kitaplar yazmak, herkesin yapabileceði bir þeydir. Bunun neresi benzersiz olmaktýr? Allah Teâlâ’nýn kitabýndaki “benzersizlik” bu türden incelikler gibi deðildir. Aksine konu, bundan çok daha derin ve çok daha ulvîdir.Çünkü Arab hatiplerini ve söz ustalarýný, “bu (Kur’an’ýn) bir benzerini veya benzeri on suresini veya bir tek suresini de onlarýn getirmeleri” konusunda aciz býrakan bu (Kur’an)dýr. Bu gibi incelikleri yapmaya (kalkýþmak) herhangi bir yazarýn haddi deðilken, -bununda ötesinde- kitap telif etmeye kalkýþmak! Ýþte buna dikkat edilmelidir.

Bilinmelidir ki; bu tarz fiiller, böylesi kimseleri, sadece istatistik oluþturma (sýnýrýnda durdurmamýþ) daha fazlasýna yönelmeye sevk etmiþtir.Bazýlarý bu sayýlarla “Ýsrail devleti’nin yok olacaðý tarihi, diðer bazýlarý “kýyametin kopacaðý âný” belirlemeye yeltenmiþlerdir. Bir kýsmý da yayýnlarýnda, Kur’anda “New York'taki Ýkiz Kulelerin yýkýlýþý”na iþaret edildiðini iddiâ ederek, tevbe suresinin âyet sayýsý, sûre numarasý ve cüz sayýsýndan hareketle, Allah Teâlâ'nýn kitabýna iftira atmýþtýr.Bütün bunlar, Allah Teâlâ’nýn kitabýna karþý (iþlenen) ve Allah’ýn Kitabý’nýn eþsizliði hakkýndaki cehaletten kaynaklanan abesliklerdir.

Ýkincisi:

Bu rakamlarý yayýnlayanlarýn istatistikleri incelendiðinde, bazý lafýzlarýn sayýmýnýn doðru olmadýðý görülmektedir.Bazýlarýnýn, kelimelerin sayýmýnda ‘ayýklama’ yöntemini kullanarak, hevalarýna göre davranmýþlardýr. Bütün bunlar, arzu ettikleri neticeye ulaþmak ve Allah’ýn kitabýnda var olduðunu sandýklarý þeyler içindir.

Dr. Halid es-Sebt þöyle demiþtir:

Dr. Eþref Abdurrazzak Katane, Kur’an-ý Kerim’deki sayýsal mucize konusunda bir tenkit çalýþmasý yapmýþ ve bu çalýþmasýný “Mushaf’ýn Resmi ve Sayýsal Mucize; Kur’an-ý Kerim’de Sayýsal Mucize Kitaplarý (ile ilgili) bir Tenkit Çalýþmasý” adýyla yayýnlamýþtýr. 3 Kitabýn sonuç bölümünde þu kitaptan bahsetmektedir:

1- “19 Rakamýnýn Mucizesi”. Basim Cerrar,

2- “Kurban'da Sayýsal Mucize” . Abdurrazzak Nevfal,

3- “Mucize” Adnan er-Rifaî.

Müellif, ulaþtýðý sonucu þu ibarelerle ifade etmiþtir:

“Bu kitaplarda zikredildiði üzere, çalýþmamda ‘sayýsal mucize düþüncesi ile ilgili olarak ulaþtýðým sonuç; bunun kesinlikle doðru olmadýðý þeklindedir. Zira bu kitaplar, okuyucuyu önceden belirlenen sonuçlara ikna etmeye dayanan bakýþ açýsýnýn doðruluðunu ispat etmek için, bazen “yönlendirme” þartlarýna, bazen de “ayýklama” yöntemine dayanmaktadýr. Bazen bu þartlý yönlendirmeler, ümmetin icmasýyla belirlenmiþ olan sabitelerin dýþýna çýkýlmaya götürmüþtür.Mushaflardaki “Resm-i Osmanî”ye muhalefet etmek gibi. Ki, bu asla caiz deðildir. Yine, bazý kelimelerin yazýlýþ þekli konusunda, sadece mushaflarýn birindeki þeklini itibara alýp, diðerlerini devre dýþý býrakmak gibi. Bu da (yine) kelimelerin eþ anlamlýlarý ve karþýt anlamlýlarý açýsýndan Arapça Dil Bilgisi prensiplerine aykýrý olmaya sebep olmuþtur." (Þam, (S. 197). Menar Yayýn-Daðýtým. 1. Baský, 1420 H /1999 M.)

Dr. Fahd er-Rumî de, Abdurrazzak Nevfel’in, Sayýsal Mucize’ iddiasýnýn doðruluðunu ispat için, kelimelere “ayýklama” yöntemini uygulamayý tercih etmesi konusunda (bazý) misaller vermektedir.

Sözlerinden bazýlarý þöyledir:

“Kur’anda “el-yevm” (gün) lafzý, senenin gün sayýsý adedince (365) kere geçmektedir. Bunu ispat etmek için, “el-yevm” ve “yevmen” kelimelerini saymakta, ancak “yevmeküm” , “yevmehum” ve “ yevme izin” lafýzlarýný saymamaktadýr. Çünkü, saymýþ olsa, hesap þaþacaktýr! Ayný þekilde, þeytan(ýn þerrinden, Allah’a sýðýnma anlamýndaki) “el-istiaze” lafzý ile ilgili olarak da durum böyledir. 11 defa geçtiðini söylemekteler. Ancak, “euzu” ve “feste’iz” lafýzlarýný sayýya dâhil ederken, ayný kökten gelen “uztu” , “yeûzûne”, “uîzuha” ve “maâzallah” lafýzlarýný dâhil etmemektedirler." (Bkz. “Ýtticâhât’it-Tefsîr Fi’l-Karni’r-Râbi’ Aþar” (14. Asýrda Tefsir Eðilimleri) 2/699-700. Beyrut, Müessesetü’r-Risale. 2. baský. 1414 H.)

Böylece, bilimsel ve saðlam bir ifade ile soruda belirtilen, “Yevm” kelimesi ve Kur’andaki sayýsý ile ilgili cevap açýða kavuþmuþ oluyor.

Üçüncüsü:

Allah Teâlâ’nýn, Kitâb-ý Kerim’inde zikrettiði “hesap” ise, dakik ve seneler zarfýnca asla þaþmayacak olan “kameri hesap”týr.

Allah Teâlâ, Kehf Sûresi 25. âyetinde þöyle buyurmaktadýr:

(( وَلَبِثُوا فِي كَهْفِهِمْ ثَلَاثَ مِئَةٍ سِنِينَ وَازْدَادُوا تِسْعًا ))

[ سورة الكهف الآية:25]

"Onlar maðaralarýnda üç yüz yýl kaldýlar. Buna dokuz daha eklediler." (Kehf Sûresi:25).

Bazý âlimler; “(300) sayýsý þemsi (güneþ yýlý) hesabýna göre, (309) sayýsý ise, kameri (ay yýlý) hesabýna göredir” demiþlerdir!

Bu görüþe, deðerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn itiraz etmiþ ve itirazýný þöyle açýklamýþtýr:

“Allah Teâlâ’nýn katýnda hesap ay hesabýdýr, güneþ hesabý deðildir”.

deðerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn þöyle demektedir:

( وَازْدَادُوا تِسْعاً )

"dokuz sene daha eklediler"

Yani, üç yüz’ün üzerine dokuz sene daha eklediler ve oradaki kalýþlarý 309 sene olmaktadýr. Birisi, üçyüz dokuz niye denilmemiþ” diye sorabilir?”

Cevap olarak deriz ki:

Bu, o anlama gelir. Ancak, Kur’an-ý Kerim, kitaplarýn en belið olanýdýr. Bu yüzden, âyetlerin baþlarýnýn kafiyesi için:

( ثَلاثَ مِائَةٍ سِنِينَ وَازْدَادُوا تِسْعاً )

"Üç yüz sene ve -ilaveten- dokuz sene" demiþtir. Ancak bu, bazýlarýnýn dediði gibi, “üçyüz sene” güneþ hesabýyla, “dokuz sene de” ay hesabýyla (anlamýnda) deðildir. Zira, Allah Teâlâ’nýn böyle kasdettiðine delil bulmamýz mümkün deðildir.Allah Teâlâ’nýn bu manayý kastettiðini kim iddiâ edebilirki? Hatta güneþ yýlý olarak üçyüz sene, üçyüz dokuz ay yýlýna tekabül etse dahi, Allah Teâlâ’nýn, (bu ifadesiyle) tam da bunu kastettiðini söylememiz mümkün deðildir. Çünkü Allah indinde hesap “bir”dir.

Peki, Allah indindeki hesabý (anlayabilmemize yarayacak) alametler ne olabilir?

Cevabý: Hilal’dir. Bu yüzden deriz ki: “üçyüz sene” güneþ yýlýdýr, “dokuz sene ilave ettiler” ay yýlýdýr sözü, zayýf bir sözdür.

Birincisi: Çünkü Allah Teâlâ’nýn bunu murad ettiðini söylememiz mümkün deðildir.

Ýkincisi: Allah indinde aylarýn ve senelerin sayýsý hilal iledir. Allah Teala buyurur:

((هُوَ الَّذِي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَاء وَالْقَمَرَ نُوراً وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُواْ عَدَدَ السِّنِينَ وَالْحِسَابَ ...))

[ يونس سورة من الآية: 5 ]

"O, güneþi bir ýþýk (kaynaðý), ayý da (geceleyin) bir aydýnlýk (kaynaðý) kýlan, yýllarýn sayýsýný ve hesabý bilmeniz için ona menziller takdir edendir..." (Yunus Sûresi: 5).

Yine baþka bir âyette buyurmakatdýr:

((يَسْأَلُونَكَ عَنِ الأهِلَّةِ قُلْ هِيَ مَوَاقِيتُ لِلنَّاسِ وَالْحَجِّ...))

[ سورة البقرة من الآية: 189]

"Sana, hilâlleri sorarlar. De ki: Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir." (Bakara Sûresi: 189)

“Kehf Sûresinin Tefsiri”.

Ay ve Hailler ile (yapýlan) hesaplama, Peygamberler ve kavimlerince bilinmektedir. Güneþ ile hesaplama ise, cahil dindarlar dýþýnda bilinmemektedir. Maalesef bugün birçok müslüman da bunlara uymaktadýr.

Dr. Halid es-Sebt; Tevbe Sûresi'ndeki( لا يزال بنيانهم … ) (Kurmuþ olduklarý binalarý,.....) Tevbe Sûresi:110 ile Amerika’daki bombalama eylemlerini delillendirenlere itirazý sadedinde demiþtir ki:

Dördüncüsü: Güneþ yýlý hesabýna göre kurulan bu tür irtibatlarýn dayanaðý putperest toplumlardan tevarüs eden hesap yöntemleridir. Peygamberler -Allah’ýn salât ve selamý onlarýn üzerine olsun- tarafýndan (bilinen) bir yöntem deðildir. Þer’i açýdan muteber sayýlan hesaplama (þekli), ay ve hilal (e göre olan)’dýr. Bu daha dakik ve daha doðrudur. Peygamberlerin uygulamalarýnda, ay ve hilal (yýlý) hesabýnýn bilindiðine delil ise; Vâsile b. el- Eska’ -Allah ondan râzý olsun- hadisidir.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- þöyle buyurmuþtur:

“Ýbrahim -aleyhisselâm-'a sahifeler (kitap) Ramazan’ýn ilk gecesinde indirildi. Tevrat, Ramazan’ýn altýncý, Ýncil on üçüncü, Kur’an ise, Ramazan’ýn baþýndan yirmi dört gün geçince nazil olmuþtur.” (Hadisi, Ahmed (4/107) ve Beyhaki Sünen’de (9/188) hasen senedle rivayet etmiþlerdir. El-Albanî ise, “es-Sahîha” adlý eserinde (1575) zikretmiþtir.)

Buna göre, hesaplamalar, ancak ay ve hilal hesabýna göre bilinmekteydi. Yine bir baþka delilde, Sahihayn’de, Ýbn-i Abbas -Allah ondan ve babasýndan râzý olsun- tarafýndan rivâyet edilen hadis’tir:

O demiþtir ki:

"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Medine’ye geldiðinde, Yahudilerin aþure günü orucu tuttuklarýný gördü ve: Bu nedir? dedi.

Dediler ki: Bu gün önemli bir gündür.Bu günde Allah, Ýsrailoðullarýný düþmanlarýndan kurtardý ve Musa da bu günde oruç tutmuþtur...” (Hadisi, Buhari (2004), Müslim (1130) rivayet etmiþlerdir. Hafýz (ibn Hacer r.a.) kendilerinin güneþ hesabýný itibara aldýklarýný itiraf etmektedir. Bkz. “Fethu’l-Bârî” (4/291) ve bkz. (7/323).

Ýbn-i Kayyim -Allah ona rahmet etsin- þu âyetlerin yorumuyla ilgili olarak þöyle demiþtir:

((هُوَ الَّذِي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَاءً وَالْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ ))

[ سورة يونس الآية:5]

"O, güneþi bir ýþýk (kaynaðý), ayý da (geceleyin) bir aydýnlýk (kaynaðý) kýlan, (yýllarýn sayýsýný ve hesabý bilmeniz için) ona menziller takdir edendir." (Yunus Sûresi: 5).

( وَالشَّمْسُ تَجْرِي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَا ذَلِكَ تَقْدِيرُ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ . وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتَّى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَدِيمِ ))

[سورة يس الآيتان: 38-39]

"Güneþ de kendi yörüngesinde akýp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkýyla bilen Allah’ýn takdiri (düzenlemesi)dir. Ayýn dolaþýmý için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihâyet o, eðrilmiþ kuru hurma dalý gibi olur." (Yasin Sûresi: 38-39):

Görüldüðü gibi, eski toplumlarda ay hesabý daha yaygýn ve daha çok biliniyordu. Ayrýca yanlýþtan daha uzak ve isabet etme noktasýnda güneþ hesabýndan daha doðrudur. Ýnsanlar kameri (ay) hesabýnýn (daha saðlýklý olduðu) konusunda hemfikirdirler.

Dolayýsýyla Allah Teâlâ þöyle buyurmuþtur:

(( وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّنِينَ وَالْحِسَابَ ))

[ سورة يونس الآية:5]

"Allah, Yýllarýn sayýsýný ve hesabý bilmeniz için, ona (ay’a) menziller takdir edendir." (Yunus Sûresi: 5).

Halbuki güneþ için böyle buyrulmamaktadýr. Bu yüzden, hac aylarý, oruç, bayramla ve Ýslâmî mevsimler, hepsi ay hesabýna göredir. Ay’ýn yörüngesindeki seyri, Allah’ýn bir hikmetidir. Allah Teâlâ, dinini muhafaza için insanlarý bu hesap üzerinde birleþtirmiþtir. Zira bu (hesapta) hata ve yanýlgý imkânsýzdýr. Yahudi ve Hýristiyanlarýn (Ehl-i Kitab’ýn) dinlerine musallat olan türden karmaþa ve ihtilaflar (bu) dine girmez." (Miftah Dar’us-Saadet” kitabýndan. (S.538-539).

Belki de, Ýbn-i Kayyim'in -Allah ona rahmet etsin- bu son ibaresinden; Ehl-i Kitab’ýn güneþ hesabýna dayandýklarý anlaþýlabilir.Bu konuda Hafýz Ýbn-i Hacer -Allah ona rahmet etsin-, önce Ýbn-i Kayyim’e nispet ettiði sözünü, daha sonra düzelttiðini itiraf etmiþtir. (Bkz. “Fethu'l-Bârî; s: 323) .

Gerçek þu ki, (Ehl-i Kitab’ýn) þeriatýnda da buna dayanak yoktur. Ancak sonralarý (kaba softa) cahillerce kullanýlmýþtýr.

Allah Teâlâ’nýn:

((يَسْأَلُونَكَ عَنِ الأهِلَّةِ قُلْ هِيَ مَوَاقِيتُ لِلنَّاسِ وَالْحَجِّ...))

[ سورة البقرة من الآية: 189]

"Sana, hilâlleri sorarlar. De ki: Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir." (Bakara Sûresi: 189)

Âyeti Kerime’si ile ilgili olarak deðerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah ona rahmet etsin- þöyle demektedir:

“Bunlardan biri de: Bütün toplumlarýn tarihi, Allah’ýn onlar için belirlediði tarihlerdir. Bu (tarihler) hilal (e dayalý) tarihlerdir.

(مَوَاقِيتُ لِلنَّاسِ) "insanlar için vakit ölçüleridir."

Âyeti kerimesi mucibince, zaman, toplum ve mekân ötesi bir ölçü özelliðine haizdir. Fakat sonralarý ortaya çýkan alafranga ay ölçüsü uygulamalarýnýn; ne ilmî, ne mantýkî ve ne de þer’î mesnedi vardýr!Bu yüzden aralarýndaki farklarýn sebebinin nereden kaynaklandýðý bilinmeksizin, bazý aylarýn 28, bazýlarýnýn 30, bazýlarýnýn da 31 gün çektiðini görmekteyiz. Sonra, bu aylarýn, insanlarýn vakitlerini belirlemelerine yarayan duyusal bir emareleri bulunmamaktadýr. Halbuki kameri (hilali) aylarýn (þemsi aylarýn aksine), herkesin bildiði duyusal (sezgiye dayalý) belirtileri vardýr.” (Bakara Tefsiri; c: 2, s: 371).

Kurtubî de -Allah ona rahmet etsin- Allah Teâlâ'nýn Tevbe Sûresi’nin 36. âyeti ile ilgili olarak þöyle demiþtir:

(( إِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللَّهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فِي كِتَابِ اللَّهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ ))

[ سورة التوبة الآية:36]

"Þüphesiz Allah’ýn gökleri ve yeri yarattýðý günkü yazýsýnda, Allah katýnda aylarýn sayýsý on ikidir..." (Tevbe Sûresi: 36).

“Bu âyet, ibadetler ve benzeri konularla ilgili gerekli olanýn, Arablarýn da bildiði (kameri) aylar ve seneler üzerinden deðerlendirme yapmanýn gereðine delalet eder. Acem’in, Rum’un, Kýptî’nin itibar ettiði (12 ay’dan daha fazla çýkmasa da) ay (hesabýna) deðil.Çünkü bu (ay)larýn sayýsý, çeliþkilidir. Kimisi otuzdan fazla, kimisi azdýr. Buna karþýlýk, Arablarýn aylarý ise, otuzu aþmaz. Otuzun altýna düþse bile. Otuzun altýna düþenler de, ayla sýnýrlandýrýlmazlar! Kaldý ki, (otuzdan) noksanlýk ve tam olma konusundaki bu farklýlýklar,ayýn burçlardaki seyrinin farklýlýðýndan kaynaklanmaktadýr." (Kurtubî Tefsiri; c: 8, s:133)

Allah Teâlâ en iyi bilendir.


**{Legacy activities, comments etc counter: 1872; topic series: 12; forum: MediaTurkish; language: turkish; associated: 12- /*}